24 Ocak 2017 Salı

467 Günün Ardından Türkiye'ye Gidiyorum!

Şu ana kadar, heyecandan kalp atışlarımı duyarak yazmaya başladığım bu ikinci yazım.. İlki bloğun ilk yazısıydı, İstanbul'daydım, hava biraz serindi ama odamdaki camların hepsi açıktı o yazıyı yazarken, çünkü içime çekmek istediğim o havada, anılarım, geride bırakacaklarım, merak ve korkularım vardı. Biraz üşüyerek, biraz ağlayarak yazmıştım o yazıyı, bir ay sonramı, yaşayacaklarımı, hangi nefesi bile alacağımı hayal edemeyerek..

Wolli Creek, Avustralya
Buraya gelmeden önce bu kadar uzun süre geri gitmeyeceğimi bilsem, ciddi olarak gelmeme kararı alabilirdim.. Ama şu söz her zaman aklımın içinde dönüp durur, hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir diye.. Ben uçaktan indiğim günden beri Türkiye'ye tekrar ne zaman giderim diye planlar yaptım ama hayat bize hep başka planları uygun gördü ve biz onları yaşadık.. 467 gün yani 15 ay, bazen her bir saniyeyi içimden sayarak geçirdiğim yavaşlıkta, bazen de mevsimlerin değişmesinden geçtiğini anladığım bir hızla aktı.. Bambaşka bir hayat kurdum, bambaşka bir ev, günler, işler, bir sürü iyi insan, her yerdeki kötü kalpliler, her şeye alıştım.. Sonra anlatmaya başladım neler yaşıyorum, gelirseniz neler yaşarsınız, nasıl gelirsiniz.. Ama bir tek şeyi anlatmadım, anlatamadım ya da anlatmak istemedim, o da özlem. Şimdi onu anlatıyorum..

Sanmayın ki daha güzel ve huzurlu bir yere giderseniz, doğduğunuz, büyüdüğünüz, ailenizi, arkadaşlarınızı ve en çok da anılarınızı bıraktığınız o yeri özlemeyeceksiniz..

Özlem çok güçlü bir duygu, ne zaman geleceği belli olmuyor ve biraz yıkıcı da..

Türk marketinde gördüğün bir sebze seni ağlatabilir, onu yediğin sofra, birlikte yediğin insanlar, ettiğiniz sohbet çok uzaktadır çünkü..
Yine o sebzeyi satan amcanın bozuk yoksa sonra verirsin demesi can acıtır, para üstü niyetine verilen şekerlerin tadı hala ağzında olsa da o günler çok geride kalmıştır..
Sabah uyandığında kalbindeki ağırlıkla telefona elin gider ve kötü bir olay olduğunu okursan, paramparça olur, uyuduğun uykudan utanabilirsin, sanki sen o an uyanık olsaydın o olay yaşanmayacaktı gibi..
Gösterime giren bir tiyatro oyunu canını acıtabilir, bambaşka bir dünyada o oyuna gideceğin arkadaşların, arkasından yapacağınız sohbetler bile hazırdır çünkü..
Duyduğun martı sesi seni ağlatabilir, yanında simit, çay ve vapur sesi olmadan o ses en az senin kadar yalnızdır..
Çay demişken, akşam yemeği sonrası ailenle, arkadaşlarınla içtiğiniz gibi bir ortamı bulamazsın, sonra çay suçlu olur, ondan da vazgeçersin..
Güzel yaptığın bir yemeği yapmak istemeyebilirsiniz artık, eğer kuzenin, kardeşin, senin elinden sevmişse o yemeği..
Bir radyo açarsan hele evin içindeyken işte o bazen çok acıtabilir, içinde İstanbul geçen bir şarkı yüzünden günün geri kalanını iptal edip, rüyanda orada olmak üzere uyuyabilirsin saatlerce..
Yaşadığın güzel bir olayı anlatmak istediğin herkes saat farkına takılabilir, giderek azalan heyecanınla saatlerin geçmesini beklersin senin kadar sevinecek bir ses duymak için..
Sevdiklerinin her bir yaş alışı seni korkutabilir, yanlarında olman gereken herkesi yüz üstü bırakmışsın gibi..
Yanyana yürüyen, alışveriş yapan bir anne kız görürsen, ağlamayı ne kadar erteleyebileceğini hesaplamak zorunda kalabilirsin, kabinden çıktığında sana her şeyi yakıştıracak biri beklemiyorsa dışarda seni..
En zoru da seni özlediğini söyleyen bir ses duymak olabilir, gülerek ben de derken, içinde bambaşka yolculuklar yaşayabilirsin..

Evet, özlem çok güçlü bir duygu, hem biraz yıkıcı, hem de hep can acıtıcı..

Güney Avustralya

Şimdi bu yazıyı, Sydney'de yaz mevsiminin ortasında, dışarıda parkta oynayan çocukların seslerini dinlerken yazıyorum.. Bu sefer gideceğim yer, İstanbul'daki o buz gibi hava korkutmuyor beni.. Aksine kapımız çaldığında beni görmeye gelecek insanlar, beraber saatlerce yemek masasında oturacağım ailem, akrabalarım, şimdiden buluşma planları yapan hatta benim için uçak bileti alıp farklı şehirlerden gelecek olan arkadaşlarım (kardeş demeliyim belki de), dışarıda duyacağım Türkçe sesler ve üç haftaya sığdırmaya çalışacağım eski anılarım var.. Aynı ilk yazımı yazarken olduğu gibi yine ağlıyorum bunu yazarken ama bu sefer sevinçten ve yine çok korkuyorum, ama bu sefer ikinci kez bırakıp dönmekten...



24 yorum:

  1. Dün akşam IELTS çalışırken listening i kaçırdım dertlendim, şimdi yazını okudum ağladım minikkız. İstanbul'dan gidilmez o seninle gelir demişti bir arkadaşım. Ankara ya taşınınca ne kadar haklı olduğunu anladım.
    Bir yanım buralardan gitmek istiyor ( onun için çabalıyor) diğer yanımsa bu kadar özlemekten çok korkuyor. Bir keresinde babamı çok özlemiş baba diyen çocuğun yanında hüngür hüngür ağlamıştım (aynı ülkede).

    Her zaman bana motivasyon veren cici kız beni korkuttu şimdi iyi mi :)

    Uzakta ol da onlar sağ salim olsunlar. 3 haftan çok güzel geçsin, güzel anılarına daha güzellerini eklersin umarım.

    uzaktakiminikler olarak fanlarınızla bir buluşma ayarlarsınız değil mi ;)
    makyaj bloggerlarından daha çok hakettiğiniz kesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunca zamandır içimde tuttuğum duygular şimdi ortaya çıktı, korkuttuysam özür dilerim:( Evet sevdiklerimiz bizi beklesinler, bu da yeter.. Makyaj bloggerı yorumunuz beni güldürdü, gerçekten çok isterim sizlerle görüşmeyi ama sürem çok az, belki bu sefer beceremem ayarlamayı, ama bir sonrakinde çok çok güzel olur:)

      Sil
  2. Benim yazmama gerek yok; hissettiğim her şeyi yazıya dökmüşsün, çok teşekkürler... En büyük korkum, yazının sonunda belirttiğin gibi Türkiye'ye ziyarete gittiğimde bir daha buraya dönmeyi istememek... Sevgiler, selamlar... ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısım benim de gözümde en çok büyüyen, bakalım nasıl olacak.. Sevgiler selamlar benden hepinize, en çok da tatlı miniğe:)

      Sil
  3. Ahh uzaktaki minikkiz hangisi dersin hayallerinin pesinden gitmek mi yoksa pes etmek mi. Deli cesaretiyle çok ciktim bu yola bazen ellerim titreyerek aradim tum yollari bazen cok çalıştım pes etmedim ama kader dur dedi cogu zaman bana. Hayallerinin peşinden gitmek mi dersin yoksa keşke aileme kardeslerime yahut vatanima daha cok zaman ayirsaydim mi demek? Hangisi bilemiyorum. Birgun gelip sevdiklerine doyamayacagini anlamis olmak. Belkide pes etmeliyim uzaktaki dostum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayallerinin peşinden gitmiş biri olarak sanırım çok objektif yaklaşamam bu sorunuza:) Çok özlesem de hiç pişman olmadım çıktığım bu yolculuktan, size de kalbinizin sesini dinlemenizi tavsiye edebilirim sadece, hayatınız için en doğru cevap her zaman orada olacaktır. Sevgiler..

      Sil
    2. Hayallerimin pesinden gitmezsem eger omur boyu bu fikir benim pesimden gelecektir biliyorum �� fikirleriniz ve yazılarınız her zaman onemli oldu benim için tr nin tadini doya doya çıkarın ��✋

      Sil
    3. Burada önemli olan Tr'nin her zaman yerinde olduğunu hatırlamak olmali. Git, gez, gör, yaşa. Hayalini gerçekleştirdiğine kanaat getirince dön memlekete.. benim motivasyonum hep bu şekilde.. Diğer türlü kirkli, ellili yaşlarda hatıralar yerine keşkelerin olacak, feci...

      Sil
  4. cok cok güzel bir yazı olmuş, seni o kadar cok özledik ki bu yazınla bir kez daha hissettim bunu! ama çayı tekrar sevdireceğimden eminim uzaktaki miniq :)) dört gözle seni bekliyoruz!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes bilemez çayı nasıl içtiğimi, arkadaşım bilir ama, çok içip mideyi bozarsam da ayran içirirsin☺💕 Ben de çook özledim ve dört gözle gelmeyi bekliyorum👀👀

      Sil
  5. Gerçekten o kadar samimi ve içten duygular içerisindeyimki sizin yazılarınızı okurken adeta bende yaşıyorum o durumu :) size çook minnettar ve müteşekkirim ki bu kelimeler bile bence duygularımı aktarmada az kalıyo. İstanbulda bencede buluşma fikri çok güzel eğer gerçekleşirse çok güzel olur diye düşünüyorum. Bende gitmeyi kafaya koydum son sınıf mühendis öğrencisi olarak :) fakat kafamda herşey tamam sadece kurumsal firmada kendi işimle ilgili iş bulma noktasında korkum ve çekingem var. Bu konuyla ilgili yazınızdada yorumlardada bahsi geçmiş fakat net bi cevap göremedim ben. Bununla ilgili aydınlatabilirmisiniz? Tavsiyeleriniz veya öneriniz varmıdır , bide bu arada sizin göçmenlik vizeniz ne durumda en son başvurmuştunuz bağımsız olana sonuçlandımı merak ettim :)) iyi yolculuklar sevgilerr diliyorum, sağlıcakla kalınn ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, duygularınızı buraya yansıtabildiysem ne mutlu bana, asıl ben teşekkür ederim:) Kurumsal firmalar, daha çok göçmenliğini almış veya uzun süre çalışma hakkı olan kişileri tercih ediyorlar. Eğer ki yeni mezun mühendis vizesiyle gelirseniz 18 ay gibi bir süre çalışma hakkınız olacak, bu süre içerisinde iş bulma şansınız çok da az değil bence:) Yine de tamamen şans meselesi, net bir cevabı yok aslında bu sorunun:)
      Vizemiz henüz sonuçlanmadı, bekliyoruz sabırla:) İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim, siz de sevgiyle kalın..

      Sil
  6. Yine güzel ve kalbe dokunan bir yazı olmuş. Ben de kardeşimi özledim ama o da sizin gibi 1 yıldan önce gelemeyecek sanırım. İnsan bazen daha güzel bir gelecek için, sevdikleri ve sevecekleri için uzağı, özlemi göze almak zorunda kalabilir. Ama özlem varsa kavuşmak da var, ziyaretin dönüşü varsa iade-i ziyareti de var ki bu da bizim kültürümüzde çok önemli şeylerden biridir ;) iyi yolculuklar dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, siz de çok güzel yazmışsın, sonunda kavuşmak olunca özlem gerçekten kötü gelmiyor o kadar da.. Umarım siz de kardeşinizle, özlem çok da canınızı acıtmadan kavuşursunuz bir an önce🙏 Sevgiler💕

      Sil
  7. Çok duygulandım, çok güzel bir yazı... Size yüreğinizden geçen gibi güzel dolu dolu bir tatil diliyorum, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hepimiz kalbimizden geçen hayatı yaşarız umarım☺️ Sevgiler💕

      Sil
  8. Merhabalar. Sizi nasıl takip ettiğimi biliyorsunuz :D Bu yazıyı da okudum. Duygulandım cidden. Kafama soru işaretleri çakıldı. Burda bu rahat içindeyken, önüne istediğin yemek hazır gelip ayağını tv önünde uzatmak varken niye gidip iş arayayım dedim bi an. Almanya olsa sıkıldıkça özledikçe gelirim ama bu AU çok uzak bee dedim. Vizeye çoktan başvurdum. Beni en çok korkutan ben ordayken burdakilerden birine bi şey olması... Aklıma dahi getirmek istemiyorum. Bu yazı beni çok etkiledi. Derin duygulara kapıldım. Ama galiba yine de gitmeyi seçerdim. İstanbulda iyi eğlenceler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok zor bir karar, özlem uzaktan göründüğünden bile zor..Yine de keşke dememek için hayallerimizin peşinden gitmek lazım bence☺

      Sil
  9. Çok içten bir yazı olmuş, teşekkür ederim. Devamını bekliyoruz. Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, siz okumak istedikten sonra devamı gelecek elbette☺️ Sevgiler..

      Sil
  10. İçimdeki gitme duygusu o kadar kuvvetli ki özlem duygusu hiç gün yüzüne çıkmıyordu. Ama öyle güzel anlatmışsınız ki kocaman bir soru işareti çıktı ortaya..Çok zor bir karar.. Bir kez daha takdir ediyorum..Buradaki zamanınız çok güzel geçsin..Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim☺ Gerçekten çok zor bir karar.. Umarım hiç birimiz hiç bir kararımızdan dolayı mutsuz olmayız.. Size de çok çok mutluluklar dilerim, bol şanslar ve sevgiler💕

      Sil
  11. Sevgili Uzaktaki Minik Kız,

    Yazınız gerçekten duygulara tercüman olmuş belki de içimizde yaşadığımız ama

    söyleyemediğimiz şeyleri çok güzel anlatmışsınız. Ben gerçi sizin kadar uzaklarda

    değilim Hollanda'dayım ama hissedilen duygularda farklılık yok tabi ki. Özlem

    hiçbir zaman bitmeyecek ama zamanda geçiyor hızlı bir şekilde hayallerin peşinden

    koşmaya devam etmek lazım herkese ve herşeye rağmen. Size bol şans diliyorum.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil