23 Şubat 2017 Perşembe

Avustralya'ya Göç | Karşılaşmanız Muhtemel 5 İnsan Tipi

Göç kararı verdikten sonra yalnızca işiniz, dostlarınız ve günlük rutinleriniz değişecek sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Özellikle de bu göç Avustralya gibi çok da fazla bilinmeyen, bir o kadar da uzak bir kıtaya olunca çevreniz bir anda hiç beklemediğiniz kadar çok insanla ve meraklı gözlerle dolacak. Elbette sizin kararınızı ve hayallerinizi destekleyenler ve "ne iyi yaptın" diye gaza getirenler bolca olacak olsa da, bir anda çevreniz kafanızı karıştırmaya ve sizi canınızdan bezdirmeye odaklı insanlarla da dolacak:)

Eğer hazırsanız, göç etme hazırlığı içerisindeki herkes için oldukça bilgilendirici, hali hazırda göç etmiş kişilerin ise "ben bu insanları valla tanıyorum" diyeceğini yazıma başlıyorum:)

Sydney, Avustralya

1. Olumluyu Bir Kenara Atıp, Olumsuzdan Bahsetmeyi Sevenler


Tanıması en kolay insan tipi olduğundan ve henüz göç etme kararı aldığınız andan itibaren karşılaşmanız muhtemel bu arkadaşlarımızı ilk gruba almak istedim:) Diyelim ki, göç etme kararınızı bu tipten bir arkadaşınızla paylaşıyorsunuz, alacağınız muhtemel cevapları hemen sıralayayım. "Orada çok böcek varmış (bir de tuvaletten yılan çıktığı söylentisi var ki, bununla korkutmayanı dövüyorlar sanırım:)), nasıl yaşayacaksınız?", "Abi, çok uzak değil mi ya?", "Benim bir arkadaşım daha gitmişti ama yapamayıp döndüler" ve niceleri.. Nasıl çok tanıdık geldi değil mi:) Bu insan grubu, göç edecek kişinin gideceği yerin cenneten bir köşe olduğunu sanıp hiç bir olumsuzluğu daha önce düşünüp tartmamış, dünya haritasının neresinde olduğuna hiç bakmamış ve giden herkesin mutluluktan sürekli dans ettiğini düşünecek kadar saf olduğunu sanmakla birlikte, muhabbetin devamında vazgeçirme çabalarına bile girişebilir. Siz siz olun, bu tip insan grubunun var (ve çoğunlukta:)) olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve konuşulan olumsuzlukları elbette araştırın fakat kurduğunuz hayallerin önüne geçmesine asla izin vermeyin.

2. Düzeninizi (!) Bozduğunuz için Delirdiğinizi Düşünenler

Avustralya'ya henüz ayak basmadan, bu hayal kafanızın bir kenarına yerleştiği andan itibaren tanışacağınız bir grup da bu "düzenciler" olacaktır:) Kısaca bu grubu tanımlamak gerekirse, düzenciler; hayatta atacağı tüm adımlar önceden belirlenmiş, doğum ve ölüm arasındaki sürenin herkes tarafından aynı şekilde geçirilmesi gerektiğine inanan, hayat odağı çocuğunun hangi okula gideceği, yeni yılda alacağı zam ve yazın muhtemelen her şey dahil bir otelde yapacağı bir tatil olan bir grup insandır. Bizim bu insan grubuna ve yaşayışlarına saygımız sonsuz olsa da, onların sizin kararınıza saygı duymasını asla beklemeyin. Siz farklı hayaller içerisinde dünyaya bakarken, onlar size yeni koltuk takımınızı ne yapacağınızı soracaklardır:) Size tavsiyem, bu tip bir insan grubuyla karşılaştığınızda onlara bir düzeni bozmadan daha güzelini elde edemeyeceğinizi anlatmaya çalışarak kendinizi yormayın, bırakın herkes kısacık hayatını kendi hayalleriyle doldursun:)

3. Ben Asla Araştırmam, Sorayım O Anlatsın Diyenler

İşte benim en sevdiklerim:) Bu grupla Avustralya'ya gelmeden önce de karşılaşmanız mümkün fakat geldikten sonra sayılarının ne kadar hızlı bir şekilde arttığına siz de inanamayacaksınız. Bu gruba mensup kişilerin birinci dereceden akraba veya arkadaşınız olmasına hiç gerek yok, Avustralya'ya göç ettiğinizi bir şekilde duyan herkes bu gruba girme riski taşımaktadır:) Şu ana kadarki tecrübelerimle rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu gruptan kimsenin Avustralya'ya göç etme gibi bir niyeti bulunmamakta, bu yüzden kendinizi fazla yormayın:) Peki bu insanları nasıl tanırım derseniz, cevabı çok basit, tabi ki sordukları çok geniş kapsamlı sorulardan! Bu sorulardan ilki (ve sonuncusu:)) muhtemelen  "Avustralya nasıl, biz de göç edebilir miyiz?"olacaktır. Elbette kendi araştırmalarını yapıp, yine de sizden fikir isteyenler olabilir, bu kişiler bu grup dahilinde asla değiller. Bu gruba ismini veren kişiler, araştırma yapmaya üşendikleri halde göç etmeye üşenmeyeceklerini düşünüp, size bütün kıtayı ve göç prosedürlerini en fazla bir paragrafta özetletmek isterler. Bu kişilere ve kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik onlara okumaları için bir kaç link göndermek olacaktır, nasılsa okumayacaklarından bir daha size asla geri dönmeyecekler:)

4. Sürekli Olarak Bir Sonraki Adımı Ne Zaman Atacağınızı Merak Edenler

İtiraf etmem gerekirse, insanın enerjisini en çok alan bence bu grup. Bu insanlar, yaşınız 20'yi geçtiği anda ne zaman evleneceğinizi, evlendiğiniz andan itibaren ise dünyaya getirmeniz gereken çocukları soranların bir farklı versiyonu:) Onlar genellikle muhabbete "hayırlı olsun, Avustralya'ya gidiyormuşsun" şeklinde başlayıp, "ee vize işini hallettin mi", "peki nerede çalışacaksın" gibi sorularla devam ederler. Başta anlatması zevkli gelse de, bu insan tipleri çevrenizi sardıkça ve işler onların soru sorma hızlarıyla aynı derecede akıcı ilerlemeyince, insanın içine bir sıkıntı basacağı gerçeğini de beraberinde getiriyorlar:) Bir kötü haber, bu insanlardan asla kaçamayacaksınız. Ülkeye geldiğinizde, sürekli iş bulup bulmadığınızı, iş bulduğunuzda maaşınızı, ev tuttuğunuzda bir büyüğüne ne zaman geçeceğinizi, ne zaman araba alacağınızı, vizeye başvurduğunuzda, her gün sonuçlanıp sonuçlanmadığını soracaklar.. Bir iyi haber ise, bu sorulara cevap vermek başta olduğu kadar canınızı sıkmayacak.. Size en büyük tavsiyem, bu insanların sorularının size bir an önce bir şeyler yapmalıyım sıkıntısı vermesine asla izin vermeyin ve siz de onlara hayatlarındaki gelişimi sorun.. Hafta sonu kahvaltı yaptıkları yeri bile yıllarca değiştirmeyen bu insanlar bu soru karşısında afallayacak ve peşinizi bırakacaklardır:)

5. Sizi Sürekli Olarak Vicdan Muhasebesine Sokmak İsteyenler ve Göç Edip Kurtulduğunuzu Sananlar

Bu insan tipini ikiye ayırdım çünkü ikisinin de ortak amacı sizi iç hesaplaşmaya sürüklemek olup, bunu yapış şekillerinin birbirinden biraz daha farklı olması. Bunlardan ilki, diğer gruplara göre azınlıkta olup, yine de çevrenizde göreceğinize emin olduğum, kısaca "Değdi miciler" ya da "Pişman mısıncılar" da diyebileceğimiz insan grubu. İki-üç ayda bir mutlaka uzaklardan gelen bu soruyla irkilmeye hazır olun.. "Gittin ama değdi mi?", "Hiç pişman oldun mu?",  "Her şeyi bırakmaya değer mi?",  gibi aslında objektif bir cevabı olmayan bu sorular, belirli periyotlarda sizi vicdan muhasebesi yapmaya zorlayabilir.. Burada bu sorulara maruz kalan göç etmiş arkadaşlarıma değil, bu soruları soranlara ufak bir sözüm olacak. Göç etmiş olmak, kalbimizin artık demirden yapıldığı ve arkamızdakileri hiç özlemediğimiz anlamına gelmiyor. Bazen bu sorular öyle can acıtıcı boyuta ulaşıyor ki, ben bazılarını ağlayarak cevapladığımı bile hatırlıyorum.. Mesela, ben de göç etmek isterdim ama yakınlarıma bir şey olsa gelemem diye korkuyorum tarzı yorumlar.. Bunu düşünmeyin diyemem ama lütfen yazmayın, sormayın, çünkü buradaki herkesin en büyük korkusu bu. Göç etmiş insanlar olarak, arkamızda bıraktıklarımızı, sizin günlük rutininize dalıp unuttuğunuzdan daha fazla düşünüyoruz buna emin olun, bu yüzden bizden sizi rahatlatmamızı beklemek yerine (ki bunu nasıl yapacağımızı inanın bilmiyorum), kendinizi biraz olsun çok uzaklarda hayallerini yaşamaya çalışan bu insanların yerine koyup, zaten aklımızdan hiç çıkmayan düşünceleri gözümüzün önüne sürekli getirmeyin..

Bu grubun bir diğer kolu da, göç edip kurtulduğumuzu sananlardan oluşuyor. Özellike Türkiye'de yaşanan olumsuz tüm olayların ardından sayıca arttıklarına şahit olacağınız bu grup, sizin olan olayları hiç kafanıza takmadığınızı, Türkiye'de patlayan bir bombadan kurtulmanızı kutlamak için plajda kokteyller içtiğinizi sanacak, bazıları da daha ileri gidip, Avustralya'da olduğunuz için sizi suçlayacaktır. Ben çok uğraştım oradan biliyorum, siz hiç yorulmayın:) Bir ülkeye ait hissetmenin ve sevdiklerinizi orada bırakmanın, olayların ortasında kalmakla eş değer olduğunu iliklerinize kadar ancak siz hissedebilirsiniz, bu insanların sizi anlamasına maalesef imkan yok..


Sydney, Avustralya

Bu yazıyı yazdım çünkü göç ederken veya ettikten sonra karşılaştığım bu insan tiplerini, göç etmeden önce siz de görün ve hazırlıklı olun istedim.. Eğer ki siz göç etmeyecekseniz fakat çevrenizde bu niyetli biri varsa, lütfen bu gruplardan birine girmeyin:) Hepimize verilmiş bir tane hayat ve önümüzde milyonlarca seçenek var, bırakın herkes kendi seçeneğini seçip hikayesini yazsın, bırakın hikayeler birbirinden çok farklı olsun ki hayat gerçekten okunmaya değer bir kitap yazabilsin..

Kendi kitabınızın kahramanı olduğunuz, hiç bir hayatta yan rol oynamadığınız nice güzel günler dilerim:)

Sevgiler..


20 yorum:

  1. günlerdir yeni yazı bekliyordum :)
    ayağının tozuyla yine enfes bir yazı olmuş.
    Aynılarını yaşıyorum, yaşadılar, yaşayacaklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, gelir gelmez oturdum bilgisayar başına:)
      Umarım daha azına maruz kalırız zaman geçtikçe:) Sevgiler..

      Sil
  2. Harika tespitler...Minik ekleme yapmak istedim. Hayatta her şey ya siyah ya da beyaz diye bakan o kadar cok insan var ki. Oysa grinin de olduğunu birakalim kenara, bazen beyaz olan şey duygulandirabilir uzebilirken siyah olan sey umutlandirip dusundurup sonunda mutlu edebilir. Hayat bu, karisik ve surprizlerle dolu. Bunlari goremeyen insanlarla iletisimde olmak yorucu olabiliyor. Sevgiler...
    Müjde Taşkın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel yazmışsınız, her bir cümlenize katılıyorum..
      Sevgiler:)

      Sil
  3. Harika bir yazı olmuş.. Şuan bahsettiğiniz tüm profiller çevremde var ama bu kişiler pastanın en küçük dilimlerine odaklanmış , comfortzonelarindan 1 metre bile çıkmaya cesaret edemeyen kişiler. Zaten herkes göç etmek istese, yaptığınız şey çok normal karşılanırdı ve bu kadar farklı insan tipte profil çıkmazdı sanırım. Dünyadaki insanların sadece yüzde biri hayallerinin peşinden koşar , siz değerli o yüzde birlik kisimi teslim ediyorsunuz.. darısı bizim başımıza..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için☺ Keşke biraz daha hoşgörülü ve anlayışlı olabilsek farklı hayatlara karşı🙏 Umarım sizin de cesaretiniz asla kırılmaz ve hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz, sevgiler💕

      Sil
  4. İlk iki madde annemde birleşmiş... diğer üçünden de esintiler var ������

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güldürdü beni yorumunuz☺ Anneler olaya çok duygusal baktıklarından bu kategorilere uyuyorlar sanırım yoksa tamamen iyi niyetliler☺

      Sil
  5. Sanirim uzak durulması gereken insanlar katagorisinde yer aliyorum�� zamanında ben de sormuştum size gelmek istiyorum ama aile...... Ah ne kadarda dusuncesizmisim meger�� hakkinizi helal edin uzaktaki minik kız eger sizi uzduysem. Siz kocaman yuregi olan bir insansiniz bence her seye rağmen insanlara kirilsaniz uzulsenizde hep cevap verdiniz bize. Iyki ordasiniz çünkü kalbiniz her seyin en guzelini hakediyor.. Affedin..����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumunuz bile ne kadar iyi kalpli biri olduğunuzu gösteriyor, bazen insanlar bu kadar uzakta yaşamanın getirdiği duygusal zorlukları anlamayabiliyorlar ama bu çok normal, empati yapmak çok kolay değil her zaman☺ Lütfen siz kendinizi üzmeyin bu tip sorular konusunda yalnız değilsiniz ve tabi ki kırgınlığım yok kimseye, aksine anlayışınız için çok teşekkür ederim, sevgiler☺

      Sil
  6. Bir yazi bukadar yerinde olabilir elinize saglik.4 ayda bu gruptaki her kisilikle karsilastik ve gercekten yorucu oldugu ve yiprattigi dogru.sevgiler melbourne bekliyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim, yalnız olmadığımı bilmek güzel ☺ Umarım yollarımız kesişir en kısa zamanda, sevgiler💕

      Sil
  7. Merhabalar,

    Blogunuzu geç keşfettim ama bir çırpıda okudum, yazılarınız gerçekten çok akıcı ve bilgilendirici. Aynı şekilde gözlemleriniz de harika bence. Umarım yazabildiğiniz kadar sık yazarsınız ve vazgeçmezsiniz. Yazmaya başlayıp son zamanlarda aktif olmayan epey blog var maalesef ki.

    Size bir tanesi özel sayılabilecek iki sorum var ve biliyorum, yeri bu yazı değil ancak en son yazınız bu olduğu için bunun altında sormak istedim.

    İlki, Avustralya'ya nitelikli göçmenlik için (hem sizin aldığınız hem de eyalet sponsorlu olan vizeler için) eğer mesleğiniz aranan meslekler listesinde yoksa yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu acaba?

    İkincisiyse dediğim gibi biraz daha özel. İstanbul'daki işleriniz ve Avustralya'daki işlerinizi karşılaştırırsanız, hangisinde kendinize daha fazla vakit ayırabiliyorsunuz? Ben Ankarada yaşıyorum, İstanbul'uysa genelde haberlerde görüyorum, şikayetleri falansa sözlüklerde okuyorum ve insanlar nasıl dayanıyor gerçekten inanamıyorum. Siz de İstanbul'da trafik, mesai yoğunluğu, saatleri vb durumlara göre karşılaştırma yapabilir misiniz acaba? Avustralya'da henüz kendi mesleklerinizi yapmamışsınız sanırım ama ben yine de tecrübelerinizi merak ettim.

    Nice yazılarınızı okumak dileğiyle. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğuma hoş geldiniz☺ Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim, böylesi güzel yorumlar beni yazmak için oldukça motive ediyor☺
      Sorularınızı elimden geldiğince cevaplayayım. İlk soru için, maalesef mesleklerin bu listede olması ilk şart ama bu listeler belirli periyotlarda güncellendiğinden, tekrar tekrar kontrol etmenizde fayda var.
      İkinci sorunuzu ise gerek kendimiz gerekse çevremiz için gözlemlediğim kadarîyla şöyle cevaplayabilirim ki, bu durum aslında ülkelerden tamamen bağımsız. Aynı firmanın Avustralya'da bulunan şubesinde çalışan bir arkadaşım iş yoğunluğunun ve yoruculuğunun Türkiye'den fazla olduğunu söylerken, mesaisi bittiği an şirketten çıkan ve evden çalışma gibi kolaylıkları olan tanıdıklarım da var. Yani aslında sorunuzun cevabı çalıştığınız iş yerine göre değişiyor, ülke çok önemli bir kriter değil.

      Nice yazılarımda birlikte olmak dileğiyle, sevgiler💕

      Sil
  8. Vicdan muhasebesi grubu icin duygularinizda hic yalniz olmadiginizi belirtmek isterim. Karsilastigim bir baska grup da oturdugu sehrin baska bir ilcesine tasinmasi gerektigi icin aliskanliklarindan ailesinden uzak kalmasini baska bir ulkeye tasinmakla ayni kefeye koyanlar grubu. Eskiden ben de boyleydim dusuncesinden baslayip, uzakta yasamanin insani nasil degistirdigine giden, iyikilerle keskelerle dolu bir dusunce seansina sokuyorlar insani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığımı bilmek güzel olsa da, bunu yaşayan bu kadar insanın olması beni biraz daha fazla üzmedi değil:( Aslında daha sayarsak ne kadar çok grup çıkar ama ben kısaca özetlemek istedim:)

      Sil
  9. Hayatı yapılması gereken bir iş gibi görenler kendi hikayesini yazanlara karşı anlayışsız olabiliyor maalesef güzel hikayenize güzel anılar eklemeniz dileğiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız, hepimizin hayat hikayesi güzel anılarla dolu olur umarım:) Sevgiler..

      Sil
  10. Merhaba,
    Blogunuz en fırtınalı günlerimde sığındığım bir liman adeta.Türkiye'de ne zaman canım sıkkın olsa, bir şey motivasyonumu kırmış olsa, umutlarım tükenmeye başlasa blogunuzu açıp bir kaç yazınızı okuyorum adeta yeniden başlama gücü ve motivasyon veriyor tüm yazdıklarınız. Paylaşılanların çok bilgilendirici olmasının yanında her bir kelimenin samimiyetle yazıldığı o kadar belli oluyor ki bu da biz okurlara geçiyor. Yazabilmek, ifade edebilmek size sunulmuş bir armağan diye düşünüyorum. Yaşadığınız ve paylaştığınız güzellikler daim olsun...
    Ankara'dan sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Deniz, bu yorumunu tam da yazı yazma motivasyonumun kalmadığı, biraz da neden diye sorguladığım bir dönemde okudum.. Bu güzel bir tesadüf mü yoksa devam etmem için gereken bir sinyal mi bilmiyorum, ama inan ki benim de yeniden başlama sebebim sen oldun bugün.. Yazı yazabilmenin bana verilmiş bir armağan olduğunu düşünmen, benim uzun zamandır duyduğum en güzel söz, umarım öyledir ve umarım bu armağanı en güzel şekilde değerlendiririm.. İyi ki varsın, tüm kalbimle teşekkürlerimi gönderiyorum Sydney'den Ankara'ya💕🙏

      Sil